You are currently browsing the monthly archive for Eylül 2009.

Dördüncü kez Nijer`e sağlık yardımı yaptıklarını belirten Dr. Abdullah Daştan, “Dünyanın en fakir ülkelerinden olan Nijer, sağlık ve su konusunda sıkıntılar yaşıyor. 13 milyonluk ülkede 13 doktoru ancak bulabiliyorsunuz.” dedi. Su ve günlük gıda gibi temel ihtiyaç malzemelerini temin etmekte de zorlanan Nijer`de Yeryüzü Doktorları`yla birlikte başarılı çalışmaları hayata geçirdiklerini belirten Daştan, “Ülkede yaşanan aşırı yoksulluk sebebiyle baş gösteren açlık ve kötü beslenme pek çok hastalığa sebep olmuş durumda. Yaygın bir biçimde görülen hipertansiyon, solunum yolu enfeksiyonları, sıtma gibi hastalıklar bunların başında geliyor. Hastalıklar sebebiyle ortalama ölüm yaşının 42 olduğu ülkenin en önemli sağlık problemlerinden birisi de sünnet. Sağlık ekibimizce yüzlerce çocuk sünnet edildi.” dedi.

LUANDA – Angola Sağlık Bakanlığı yetkilisi Luis Bernardino, ülkede daha önce görülmedik bir durumun söz konusu olduğunu, çoğu vakada virüsü kapan çocukların, zamanında tedavi edilmemeleri nedeniyle öldüğünü söyledi.

Luanda’da binlerce başı boş köpeğin bulunduğu belirtilirken, yetkililerin virüsü kontrol altına almaya çalıştığı, geçen ay köpek, kedi ve maymunlar dahil 100 bin hayvanın aşılandığı belirtildi.

Dünya Sağlık Örgütüne göre, iç savaşın 2002 yılında son bulduğu Angola’da her 5 çocuktan 2’si, 5 yaşını göremeden hayatını kaybediyor.

Kuduz hastalığı, dünyada her yıl yaklaşık 50 bin kişinin ölümüne yol açıyor.

Angola Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından ortak yayımlanan bildiride, bugüne kadar 313 vakanın bildirildiği ifade edildi. Tedavisi bulunmayan Marburg virüsü ishal ve kusmaya neden olarak, sağlıklı bir kişinin 1 hafta içinde ölümüne yol açabiliyor. Virüs, vücut sıvıları ve ıslak giysilerden bulaşıyor.

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

Batı Afrika ülkelerinden Nijer’de erken evlilik, iptidai doğum koşulları gibi nedenlerle fistül hastası olan ve tedavi imkânı bulamayan 200 bin kadın var. Yardım Derneği Deniz Feneri’nin “Umut Menekşeleri” projesi kapsamında yılda iki kez Nijer’e giden Türk Yeryüzü Doktorları ekibi, son yapılan seferde 12 fistül hastası kadının daha yüzünü güldürdü. Yeni Aktüel ekibi, Yeryüzü Doktorları’yla Nijer’e giderek ameliyatlara katıldı, fistül hastası kadınların yaşadığı sorunları dinledi.

Günlerden pazar, hava kararmak üzereBatı Afrika’da, Nijer’in büyük şehirlerinden Maradi’deyiz. Devlet Hastanesi’nin geniş bahçesi bir olağanüstülük varmışçasına kalabalık ama bunun sıradan bir durum olduğu belli. Kalabalık sessiz. Çok sessiz. Çoğunluğu genç yüzlerce kadın, yere serili kilimlerin üzerinde “kurtulmayı” bekliyor. Kısa süreli bir bekleyiş değil ama bu, adeta yeni hayatlar inşa edilmiş kilimler üstünde. Aylardır yapılan radyo anonsunu duyup gelen de var, yaklaşık bir yıldır sabır ve ümitle bekleyen deKimsenin sesi çıkmıyor ama hepsinin gözü giriş kapısındaYetkililerin “Bugün gelecekler” dediği “Beyaz adamlar” bekleniyor. Yani Türkiye’den gelecek “Yeryüzü Doktorları”.
Kurtarıcı olarak gördükleri “Beyaz adamlar”ı taşıyan cip, hastane bahçesine giriş yapar yapmaz biraz olsun aydınlanıyor umut dolu siyah yüzler. Sessiz bir sevinç var ama ne bir karmaşa, ne bir izdihamHerkes sıranın elbet bir gün kendine geleceğini bilerek sabırla bekliyor.
Türk doktorlar, muayene için gerekli hijyenik ortamı en kısa sürede hazırladıktan sonra ilk hasta Saudi Adano içeri alınıyor. Ürkek ve çaresiz bakışlarla girdiği odada, işaret edilen jinekoloji muayene koltuğuna bir örtü seriyor. Kirletmemek için!.. Ne doktor soruyor derdini, ne o anlatıyor. Gerek de yok zaten, o da diğerleri gibi aynı dertten mustarip; fistül!
Muayene esnasında canı yandığı halde tek bir “ahh” sesi çıkmıyor, yüzünü buruşturmuyor. Ertesi gün ameliyat olacağı söylenince tebessümle ayrılıyor odadan.
Dışarıda göz göze geldiğimizde daha da büyüyor yüzündeki tebessüm. Konuşmak istediğimizi söyleyince, bu kez başındaki kahverengi örtüyü seriyor oturacağı tahta sıraya.
17 yaşında Saudi. Henüz 15′ine basmadan evlenip, akabinde hamile kalmış. Üç gün boyunca evde doğum sancısı çekmiş, doğum gerçekleşemeyince hastaneye götürülmüş. Hastaneden kucağında bir erkek bebek ve bir de o yaşta hayatını karartacak fistül hastalığına sahip olarak ayrılmış! İki yıldır idrarını tutamıyor. Utana sıkıla derdini anlatırken bile başlıyor bacaklarından idrar akmaya. Tıpkı hastane bahçesinde muayene olmayı bekleyen diğer kadınlar gibi! Görmezden geliyoruz ama siyahi yüzüne bir kızıllık yayılıyor, kızarıyor. Kocası hakkında konuşmak istemiyor. Zira bir zamanlar sevdalanarak evlendiği kocası, çoktan onu terk edip başka bir kadınla evlenmiş bile. Tek istediği ameliyat olup sağlığına kavuşmak. Çünkü yaydığı keskin kötü koku yüzünden ailesi dışında kimse onunla ayaküstü bile konuşmuyor. Çareyi kendini eve hapsetmekte bulmuş. “Ameliyat olduktan sonra ne yapacaksın ilk olarak” diye sorduğumuzda “Evleneceğim” diyor, ” Mecburum, tek yaşamak zor”. Ayağa kalkıp yanımızdan ayrılırken serdiği örtüye uzanıyor eli, örtü sırılsıklam!

200 bin fistül hastası
Dünyanın en fakir ülkelerinden 12 milyon nüfuslu Nijer’de 200 bin fistül hastası kadın var. Buna her yıl 2 bin yeni hasta daha ekleniyor ve yılda ancak 500 kadın ameliyat olma şansına erişiyor. Tabii ameliyatı gerçekleştirecek doktor bulunabilirse. Zira Nijer’de bu zorlu ameliyatı yapabilen sadece iki doktor var. Gerçi onların da ameliyat ettiği hastaların bir türlü sağlıklarına kavuşamayıp defalarca ameliyat masasına yatması sağlık hizmetinin ne denli kötü olduğunu gözler önüne seriyor. İşte bu yüzden yabancı doktorlar gelip bir dizi ameliyat gerçekleştiriyor ülkede.
Türk Yeryüzü Doktorları ise Deniz Feneri Derneği’nin “Umut Menekşeleri” projesi kapsamında yılda iki kez Nijer’e gidip bir dizi ameliyat gerçekleştiriyor. Son giden ekip, Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın ve Doğum Kliniği’nden Prof. Dr. Ateş Karateke yönetimindeki Zeynep Kâmil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Jinekolojik Onkoloji ve Pelvik Rekonstruktif Cerrahi Kliniği uzmanları.

Başlıca nedeni erken evlilik
“Ölümden önceki azap” olarak tanımlanan hastalık, Nijerli kadının en büyük derdi. Peki fistül nasıl bir hastalık? Söze “Meslek hayatımda bu kadar ağır sadece iki vaka görmüştüm” diyerek başlayan Prof. Dr. Ateş Karateke şöyle anlatıyor fistülü. “Vajene komşu çok önemli iki organ var. Biri mesane, diğeri rektum (kalın bağırsak). Her iki organ da çeşitli sebeplerle yaralanabiliyor. Gelişmiş ülkelerde daha çok jinekolojik, rahim alma veya sarkıklık ameliyatları esnasında kazara oluyor ama az gelişmiş ülkelerde daha çok obstetrik (doğuma bağlı) olarak karşımıza çıkıyor. Bu fistüller ülkemizdekilerden çok farklı. Mesane ve rektumun doğum esnasında bir basıya maruz kalmasından oluşuyor. Doğum uzun süre gerçekleşemeyince, özellikle annenin pelvis (kalça) kemiğiyle çocuğun başı arasındaki dokular nekroza oluyor. Yani hayatiyetini kaybediyor. Bir süre sonra da vajenle idrar torbası arasında veya vajenle arkadaki rektum arasında olmaması gereken delikler oluşuyor.” Fistül yüzünden mesanedeki idrar ve rektumdaki dışkı vajenden gelmeye başlıyor. Ve kadın artık idrarını, dışkısını kontrol edemiyor. Günlük yaşamın her dakikasında altı ıslanır veya dışkı kaçırır pozisyonda oluyor.
Sadece idrar kaçırmak değil sorun. Fistülün başka hastalıklara da sebebiyet verebileceğini söylüyor Prof. Dr. Ateş Karateke. “Bu bölgenin sürekli ıslak olması genital bölgede ciddi cilt hastalıklarına neden oluyor. Sürekli enfeksiyon olduğu için böbrekler de risk altında.”
Nijer’de fistülün sık görülmesinin başlıca nedeni, kızların henüz çocuk denecek 12-13 yaşlarında evlendirilip hamile kalması. Prof. Dr. Ateş Karateke, o yaşta pelvis kemiğinin doğuma uygun olmadığına, bebek geçişine müsait yapıda bulunmadığına dikkat çekiyor. “Genel birtakım ırksal özellikler (android kalça yapısı), erken yaşta evlilik, en önemlisi de doğuma bilimsel bir destek sağlanamaması fistülün bu bölgede yoğun görülmesinin en büyük sebebi.”
Maradi Devlet Hastanesi’nin Başhekimi Dr. Malam Ligali Laminoy, ülkede normalde 18 yaşından önce evlenme yasağının çıkması gerektiğini ama Nijer’de İslami din liderlerinin buna şiddetle karşı çıktığını söylüyor.

Gönüllü hapis hayatı
Sağlık problemleri bir yana, kadının sosyal yaşamdaki yerini olumsuz etkileyen bir hastalık fistül. İdrarını tutamayan kadın, sürekli kokar hale geliyor ve yavaş yavaş toplum dışına itiliyor. Kimse kokudan yanına yaklaşamadığı için sosyal ortamlara giremiyor. Örneğin düğünlere katılamıyor, alışverişe çıkamıyor. Taksi şoförleri bile fistül hastası bir kadını aracına almıyor. Kendini eve hapsedip, Saudi gibi gönüllü hapis hayatı yaşıyor çoğu kadın.
Ve eşlerKadınları en çok eşlerinin tutumu üzüyor. Fistül hastası eşini terk edip başka bir kadınla evlenen de var, eve ikinci bir kadın getiren de, hastane bahçesine terk edip giden de. Hastane bahçesi, muayene ve ameliyat olmayı bekleyen fistül hastası kadın ve çocuklarıyla dolu. Hastane yönetimi onlara yemek, para ve sabun gibi temizlik malzemesi yardımında bulunuyor. Başhekim Dr. Laminoy “Bu öyle kötü bir hastalık ki, aileniz bile sizi dışarı atıyor. Gördüğünüz gibi kadınların hepsi toplum dışına itilmiş vaziyette. Biz burada kalmalarına izin veriyoruz ki, sahiplenildiklerini hissetsinler ve bir nebze olsun rahatlasınlar” diyor.
Hastalığın hem kendi ağır, hem de psikolojisi. Fistül hastalarının psikolojisiyle ilgilenen bir psikolog olup olmadığını soruyoruz, Başhekim Dr. Malam Ligali Laminoy, psikolog değil de sosyologlarının olduğunu, onun da daha çok iyileşen hastaların takibiyle ilgilendiğini söylüyor.
Sosyolog Bubakır Selamud’la görüştüğümüzde iki buçuk yıldır bu görevde olduğunu öğreniyoruz. Hastane bahçesinde yaşayan kadınlara fistülle ilgili bilgiler veriyor. Nelere dikkat edip, nasıl temizlenmeleri gerektiğini anlatıyor. Bazı kadınların bütün gün ağladığını söyleyen Selamud’a fistülle yaşamaya dayanamayıp intihar eden kadın olup olmadığını soruyoruz. “İntihar vakası yok” diyor, ” Çünkü inançlarına göre yaşamlarına kendileri son verirlerse cehennemde yanarlar.”

“Boşanma kâğıdını uzatıp ‘evine git artık’ dedi”
34 yaşındaki Memuni İbrahim, 14 yaşında dördüncü çocuğunun doğumundan sonra, 20 yıl önce fistül olmuş. İki kere ameliyat olmuş ama sonuç başarısız. 11 aydır hastane bahçesinde yaşıyor. Onun da kocası yok; yedi yıl önce Memuni’yi evden kovmuş, yaşamına diğer iki karısıyla devam etmiş. “Ne dedi ayrılırken” diye soruyoruz, “Hiçbir şey demedi. Sadece boşanma kâğıdını uzatıp, ‘evine git artık’ dedi. O an kalbimde bir sızı hissettim. Çok zoruma gitti” diyor. Çocuklarından ikisi evli. Biri onunla, diğeri babasıyla yaşıyor. Arada bir ağabeyinin yanına gidip geliyor ama umudu hastane bahçesinde. O da ameliyattan sonra mecburen evleneceğini söylüyor. Ya bir çocuk daha? “Çocuk mu? Asla!” diyor.
Memuni iki ameliyat geçiren şanslı azınlıktan aslında. Altı-yedi kez ameliyat olup da hâlâ aynı sıkıntıyı yaşayan kadın çok. Türk doktor heyetinin iki numaralı ismi Op. Dr. Çetin Çam’ın anlattıkları kadınların durumunun ne kadar vahim olduğunu da sergiliyor: “Bu kadar ağır vakalarla karşılaşacağımızı zannetmiyordum” diyor Çam, “Her vaka birbirinden ağır. Hangisini nereye koyacağınızı şaşırıyorsunuz. Mesane tabanı tamamıyla açılmış, ıkındığı zaman mesanesinin içi gözüken hasta var. Diğer yandan başka bir hastada fistül var ama vajen o kadar yapışmış ve yapışık köprüler oluşmuş ki, vajen derinliği kaybolmuş. Fistülün nerede olduğunu bulmaya imkân yok. Adeta kapanmış, lehimlenmiş gibi. Bir de fistüllü gebe var. Fistülüyle hamile kalmış, doğurmuş, yine gebe. Hijyen açısından çok sakıncalı. Dahası bu fistülle nasıl gebe kalmış ona da şaşırıyoruz.”

Kategoriler

Arşivler

Etiketler

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.